29 Haziran 2013 Cumartesi

Ocean City, Maryland

Derler ki üniversitede edindiğin dostluklar geçicidir ve sana bir şey katmaz. Hatta bir de derler ki herkes birbirinin kuyusunu kazar. Şöyle bir geriye dönüp bakınca görüyorum ki her birimiz ayrı ayrı güzel dostluklar, anılar biriktirmişiz. Benimkiler de beni biraz gezdirmiş. Sevgili arkadaşlarım daha hazırlık okurken kurtlanmaya başladılar. Yok efendim Work&Travel diye bir program varmış, yok çok güzel paralar kazanacakmışız, Amerika’yı dolaşacakmışız. Tabi benim buna cesaret etmem 2 yılımı aldı ve 2. Sınıfın yazında sevgili arkadaşıma daha fazla karşı koyamayıp ‘ hadi kalk gidelim ‘ dedim. Ben de çakalım tabi o zamana kadar arkadaşım her yaz gitmiş Amerika’ya, en tecrübeli olduğu yıl takıldım peşine. Belgelerimizi toparladık, valizleri hazırladık, atladık otobüsümüze önce İstanbul oradan da New York yolculuğumuz başlamış oldu.

Yolculuk notları ;
Öncelikle bayanlara bir tavsiye; yola çıkarken makyaj yapmayın. Kıta aşan ve 4 ay sürecek bir yolculu hem sizin için hem aileniz için çok zor. Bu yüzden vedalaşma evresinde bolca ağlayacaksınız. Benim ilk uçak seyahatim olduğu için inanılmaz heyecanlıydım (Daha önce uçağa binmediyseniz ilk uçuşunuzun kısa süreli olması tavsiyemdir.). Bu yüzden İstanbul’a bir gün önce gittik ki yoruluruz, uçakta uyuruz diye. Uçuşumuz aktarmalı olacağında Roma biletimizi İtalyan Hava yolu olan Alitalia’dan Roma-New York biletimizi Delta Air Lines’ tan aldık. ( Zaten o gün Roma geri geleceğim ve bu sefer hava alanından çıkacağım demiştim ama bu günümüzün konusu değil, daha sonra ayrıca anlatılacak ). Bu önemli bir ayrıntı arkadaşlar çünkü şunu bilin ki sevgili Alitalia’nın uçakları bizim oturgaçlı götürgeçlerimizden hallice. En büyük şansım öncesinde yorulduğum için uçağın kalkışını bile beklemeden uyuyakalmış olmam ( Ki buna rağmen sarsıntıları hissettim ). Roma Flumicino Hava alanına indiğimizde sağ salim inebildiğimiz için ve New York uçağımızı uzun süre beklememiz gerekmediği için çok mutluyduk.  Hava alanında avare avare dolanırken bir ara kaybolduk zannettik ( Atlanmaması gereken bir dipnot bu hava alanında sigara odası vardı en son ). Okları takip ederek yolumuzu bulalım dediğimizde her şey için çok geçti. Çünkü hiçbir İngilizce ibare yoktu, üstelik hiçbir yerde saat de yoktu. Check-in yapacağımız yeri bulduğumuzda uçağı kaçırmamıza ramak vardı. Sonuçta Alitalia’ya oranla 1500 kat daha konforlu ve güvenilir olan ( Şarapları kötü olsa da )  Delta uçağımıza bindik ve hayallerimizle o saatler süren yolculuğu gözümüzü bile kırpmadan geçirdik. Sonunda da gökdelenler dünyası bize kucağını açtı.

Merhaba Ocean City ;
New York ‘ta oyalanmadan otobüse binip Ocean City ’ye gitmek durumundaydık ama geri geleceğimizi bildiğimiz için o sırada içimiz sızlamadı. Şoför amca da sağ olsun şehrin içinde güzel bir tur attıktan sonra çıktı ki akan salyalarımız kuruyabilsin. Ocean City dediğimiz yer bir tatil beldesi ( Bkz: http://ococean.com ). Biz de buranın en büyük lunaparkında çalıştık ( Bkz:http://www.jollyrogerpark.com ). Ocean City’de geçirdiğim zamanlar para hırsıyla çalıştığımız uzun saatlere, bir odada 4 kişi kalmamıza, yataklarımızdaki tahtakurularına, tıkanan banyomuza rağmen hayatımın en güzel zamanları listesinde hep ilk 5 te olacak.


Ocean City’ notları;
Yapılmadan dönülmemesi gerekenler ;
- Boardwalk’ ta yürüyüş yapın



- Atlantik Okyanusu’ nda denize girmenin keyfini çıkarın
- Deniz feneri ’nin bulunduğu yere gidip ufak dükkanları gezip, Ocean City’ nin tarihini inceleyin


- Ocean Gallery’ ye gidip muhteşem fotoğrafları inceleyin, Batman’in arabasını görün.
- Jolly Roger uğrayıp oyunlarımızı oynayın . Dönme dolaba binip manzaranın tadını çıkarın. Ve pek tabi ki Sling shot’ a binin.
- Fıtı fıtı insanları takip edip Houseparty’lerin adreslerini keşfedin.
- Malibu Surf Shop’ a uğramadan geçmeyin. Ürünleri sıra dışı tek mağaza. Zaten sahibi tamamen keyif adamı. Oğullarıyla beraber şarap içerken bile denk gelebilirsiniz. Aynı şekilde The Kite Loft’ a da uğrayıp uçurtmaların renkli dünyasında kendinizi kaybetmelisiniz.

- Sun Fest’ e ve 4 Temmuza denk gelmek için dua edin çünkü şehrin en güzel olduğu zamanlar. 4 Temmuzda herkes Amerika bayraklarıyla, balonlarla gezer ve de Amerika’nın en güzel havai fişek gösterilerinden biri Ocean City’de yapılır. Sun Fest ise tam bir renk cümbüşüdür. Onlarca boy boy, renk renk, farklı şekillerde uçurtmalar gökyüzünü renklendirir. Size de verilen emeğe saygı duyup izlemek düşer.



- Markaların outlerinin olduğu Tangers Outlet’e gidip çığlık çığlığa alışveriş yapmanın tadını çıkarın.
- Amerika’ nın muhteşem zenginlerinin yatlarını demirlediği iskelelerde tur atın.
- Ripley' s Believe It or Not müzesini gezin.  




Günlük yaşam tavsiyeleri;


- Türkiye’yi aramak istiyorsanız Student Center’ları tercih edin. Oradan alabileceğiniz hatlara kontör yükletip cep telefonunuzu da kullanabilirsiniz, telefon kartı alıp oda oda konulmuş sabit telefonlardan da arayabilirsiniz.
- Uzun süre kalacaksanız bisiklet satın alıp ulaşımınızı onunla sağlayabilirsiniz. Ama normalde de ulaşım olabildiğince kolay; alacağınız bir otobüs biletini bütün gün kullanabilirsiniz.
- ‘ Sudan ucuz ‘ deyimi bence Amerika’ lıların kola ve içki için ürettiği bir kelime olabilir. Su bulamazsanız vodka için

- Her yerde karşılaşabileceğimiz gibi burası da sürüyle Türkle karşılaşabileceğiniz, Türk marketleri ve restoranları olan bir yer. O yüzden memleketinizi çok özlerseniz Kebap House’ a gidebilirsiniz.
- Garsonları, sahibi, ortamı , içkileri dünya tatlısı olan Brass Balls Saloon’ a gündüz gidip kahvaltı yapın ya da gece gidip karaoke yapın.
- Fager's Island’ da müziğe kendinizi bırakın.;
- West Ocean’ a gidip alışveriş yapın daha ucuz bir yer bulamazsınız. Özellikle ‘Dolar Tree’ diye bir yer var ki bizdeki BİM gibi ama her şey bir dolar.
- Ev arkadaşlarınızı iyi seçin. Hiç kimse size katlanmak zorunda değil, siz de kimseye katlanmak zorunda değilsiniz ve bu dünyada hiç kimse aynı evde birbiriyle anlaşamaz. Bu yüzden yapıcı ve sakin olmaya çalışın.
- Student Center’ ların düzenlediği konser ve gezileri takip edin, daha ucuza yapmayınız imkansız olan şeyler yapma fırsatını yakalayacaksınız. ( 3 ay Ocean City’de kalınca laf biraz uzadı diğer gezilerimi anlatmaya daha fırsatım gelmedi.:)
- Unutulmaması gereken bir uyarı : sokakta ya da sahilde asla alkol alamazsınız.



8 Haziran 2013 Cumartesi

Turta




Biraz da Ankara'nın ne kadar da sıkıcı olduğundan yakınan (biliyorum sayımız epey fazla)arkadaşlara bir kaç öneride bulunmak istedik. Hep aynı yerler gitmekten, şehrin kalabalığından bunaldıysanız buraya bir defa gelmenizi tavsiye ediyorum. Turta Ümitköy'de bulunan aslında sıradan bir pastane diyebileceğiniz bir yer ama bir defa geldiyseniz eğer bunun çok daha ötesini bulacağınızdan, ve defalarca geleceğinizden  emin olabilirsiniz.





İlk ne zaman keşfetmiştik burayı, kaç yaşındaydık hatırlayamıyorum bile. O kadar uzun zamandır var ki biz büyürken fark etmeden bizimle olmuş hep. Nice doğum günlerine, Eston buluşmalarına, sınav zamanı ders çalışmalarına ev sahipliği yapmış.







Turta'nın kapısından girdiğinizde, sizi ilk cezbeden elbette fırından yayılan o muhteşem koku oluyor. Kokunun neye ait olduğunu tahmin etmeye çalışıyorsunuz ama sonra hepsi birbirine karışıyor zira her şey o kadar taze ki  tahmin etmeyi bırakıp bir an önce favori tatlınızı yemek istiyorsunuz.
Sipariş ,menü sistemi alışılmışın biraz dışında. Pastaların, cheesecake'lerin, keklerin , muffinleri sunulduğu camlı ufak vitrinden dilediğinizi seçebilirsiniz. Cheesecake konusunda biraz(!)iddialı olduklarını söylersek çok da abartmış olmayız. Frambuaz'lı ve Çilekli Cheesecake'i şimdiye dek yediklerinizi unutturacak kadar lezzetli. Benim tercihim Çilekli Chessecake'den yana, her geldiğinizde farklı birini deneyeceğiniz için zamanla sizin de favori tatlınız belli olacaktır.  Hafif bir şey yemesek mi diyenler için ise, muzlu rulo yemelerini öneririm. Her geldiğimizde nasıl yapmış olabilirler ki diye sorup, sonra üşenip yemeye devam ediyoruz genelde.  Tatlıların dışında elbette el yapımı poğaçalarından bahsetmemek olmaz. Tuzlu Muffinler, dere otlu peynirli poğaçalar, tatlınıza geçmeden tadına mutlaka bakmanız gerekenlerden bir kaçı.


Yılbaşı ve özel günleriniz için sipariş üzerine pastalar, kurabiyeler yapıyorlar. Tahta merdivenlerden  en üst kata bir kez çıkıp o harika pastaların nasıl yapıldığına tanık olabilirsiniz.
Ne kadar anlatsak, yazsak da Turta'nın sıcaklığını ve lezzetini anlatabilmek pek de mümkün değil.  Yolunuz Ümitköy'e düşerse bir gün,  güzel müziklerle "arka bahçesin"de  kahvenizin, tatlınızın tadını çıkarmadan ayrılmayın derim. Zaten sonra bir bahane bulup sık sık geleceğinize emin olabilirsiniz.